Ana Menü
· Ana Sayfa
· Haberler
· Resimler
· Videolarımız
· Forum
· Köşe Yazıları
· Önemli Dosyalar
· Desteklenen Siteler
· Tarım Faaliyetleri
· Harita ve Uydu Görüntüleri
· Tarih ve Nüfus
· Sağlık Koşulları
· Eğitim Öğretim
· Spor Faaliyetleri
· Düğün Törenleri
· Çevre ile İlişkiler
· Dini Bayramlar
· Şehit ve Gazilerimiz
· Çoğrafi Konum
· Köyümüzün Camisi
· Arama
· Bize Ulaşın
· Yardım
· Haberler
· Resimler
· Videolarımız
· Forum
· Köşe Yazıları
· Önemli Dosyalar
· Desteklenen Siteler
· Tarım Faaliyetleri
· Harita ve Uydu Görüntüleri
· Tarih ve Nüfus
· Sağlık Koşulları
· Eğitim Öğretim
· Spor Faaliyetleri
· Düğün Törenleri
· Çevre ile İlişkiler
· Dini Bayramlar
· Şehit ve Gazilerimiz
· Çoğrafi Konum
· Köyümüzün Camisi
· Arama
· Bize Ulaşın
· Yardım
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2
· Çevrimiçi Üyeler: 0
· Toplam Üye Sayısı: 308
· En Yeni Üye: beytullahuman
· Çevrimiçi Üyeler: 0
· Toplam Üye Sayısı: 308
· En Yeni Üye: beytullahuman
Köşe Yazarları
Yazar:İrfan YILDIZ
Köşe Yazarı olmak isteyen üyelerimiz başvuru için tıklayınız.
Üye Istatistikleri
| sedoo | 09:47:25 |
| TOZLU | 1 Gün |
| sanko86 | 2 Gün |
| bulut10 | 3 Gün |
| zeynoo | 3 Gün |
| halilka... | 6 Gün |
| hbulut | 6 Gün |
| ybaycan | 1 Hafta |
| Mustafa... | 1 Hafta |
| hasan | 1 Hafta |
Bugün: 0
Dün: 1
Bu Hafta: 0
Bu ay: 0
Bu yil: 0
Yeni Kullanici : ALMOFALGE· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2
· Toplam Üye Sayısı: 308
Günlük Ziyaretçi
Ziyaretçi : 467899
Site1438 gündür açik
325 ziyaretçi / gün
e-mail Kayit Dagilimi
Yahoo:4 (1.3%)
Gmail: 11 (3.57%)
Hotmail: 249 (80.84%)
MSN: 1 (0.32%)
Mynet: 9 (2.92%)
Other: 34 (11.04%)
Gmail: 11 (3.57%)
Hotmail: 249 (80.84%)
MSN: 1 (0.32%)
Mynet: 9 (2.92%)
Other: 34 (11.04%)
Üye Girişi
Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.
Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Anket
Sitemizde Facebook'u Kimler Kullanıyor?
Kullanıyorum
82% [9 Oy]
Kullanmıyorum
18% [2 Oy]
Oy: 11
Oy vermek için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
Başlama Tarihi: 22/11/2011
Anket Arşivi
Oy vermek için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
Başlama Tarihi: 22/11/2011
Anket Arşivi
Reklamlar
En Çok Mesaj Atan Üyeler
| sanko86 | 747 |
| irfanhoca | 621 |
| Turkistan | 448 |
| kurtoglu73 | 336 |
| yasincavdar | 262 |
| samidayi | 98 |
| hbulut | 65 |
| -emre- | 62 |
| omerfozcan | 41 |
| isayik | 39 |
| ismail ozcan | 35 |
| ismail | 32 |
| vatan40 | 28 |
| sehzadem | 27 |
| asigenc_10 | 22 |
| TOZLU | 21 |
| hatiphaloo | 17 |
| mehmetkocaer | 17 |
| -ahmet- | 15 |
| ahmet emre | 10 |
Reklamlar-Destek
Başlığı Görüntüle
|
İbretlik hikayeler
|
|
| Turkistan |
Mesaj Tarihi 16-08-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 449 Katılım Tarihi: 04/07/2008 |
Karıncanın Hz Süleyman'verdiği Ders Hz. Süleyman bir gün karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, 'Bir buğday tanesi yerim' der. Hz.Süleyman karıncayı bir şişeye koyar ve... Hz.Süleyman bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, bir buğday tanesi yerim diye cevap verir. Cevabın doğruluğunu kontrol etmek isteyen Hz. Süleyman (a.s) karıncayı bir şişeye koyar. Yanına da bir buğday tanesi koyar ve hava alacak şekilde şişeyi kapatır. Sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Hz.Süleyman (a.s) karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar. Karınca da, "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c) verirdi. Ben de O'na güvenerek bir buğday tanesini yerdim. Çünkü O beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden yarısını bıraktım der." paylaşmak istedim. Rızkı veren Allah'tır... ve dünya Sultan Süleyman'a bile kalmamıştır. Alıntıdır. Mevzu-u Bahis Vatan ise Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|
| sanko86 |
Mesaj Tarihi 17-08-2008
|
|
Site Admin ![]() Mesaj Sayısı: 752 Katılım Tarihi: 01/07/2008 |
Çok güzel bir paylaşım olmuş tebrikler.
Balatlı Köyü Tanıtım Sitesine Hoşgeldiniz.
|
|
|
|
| kurtoglu73 |
Mesaj Tarihi 17-08-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 338 Katılım Tarihi: 01/07/2008 |
*yes**yes**yes**clap**clap**clap**tup**tup**tup* |
|
|
|
| Turkistan |
Mesaj Tarihi 21-09-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 449 Katılım Tarihi: 04/07/2008 |
"Kutuplarda ayı avcıları, buzların içine jilet kadar keskin bir baltayı yerleştirir, keskin tarafın üzerine biraz kan sürerlermiş. bunu bilmeyen ayı gelip kanı yalamaya başlarmış. kanı yalarken kendi dili kesilirmiş. Ama kanın tadından dilinin acısını farketmez, kendi kanını yalamaya başlarmış. Damarlarındaki kan tükenince yere yığılır kalırmış. Avcıda gelip derisini yüzermiş. Avcılar ayıyı kurşunla vururlarsa, ayının postu delinir ve bu yüzden çok para etmeyeceği için bu yolu seçerlermiş" Mevzu-u Bahis Vatan ise Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|
| Turkistan |
Mesaj Tarihi 21-09-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 449 Katılım Tarihi: 04/07/2008 |
ilginç geldi bana sanki ülkemizin içinde bulunduğu durum gibi
Mevzu-u Bahis Vatan ise Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|
| Turkistan |
Mesaj Tarihi 27-09-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 449 Katılım Tarihi: 04/07/2008 |
TURNA KUŞLARI (http://img233.imageshack.us/img233/8889/turnaajc5.th.jpg) Japonya ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış. Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş. Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul" demiş ve son nefesini vermiş. Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıttan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş. Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış. Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmişmi?. Hayatta son saatlerini 637. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya da bir müzede sergileniyor. .. Mevzu-u Bahis Vatan ise Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|
| Turkistan |
Mesaj Tarihi 27-09-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 449 Katılım Tarihi: 04/07/2008 |
Cennet Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi ... Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar ... adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu: "Afedersiniz...burası neresi?" Kadın ona gülümsedi: "Burası Cennet, efendim" Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi "Peki bana biraz su verebilir misiniz, gerçekten çok susadım".... Kadın cevap verdi: "Tabi efendim, içeri girin... içerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz....." Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü......... ama kadın onu birden durdurdu: "Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez.. hayvanları içeri almıyoruz..." Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular.... bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı... adam sordu: "Afedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz??" Dede "İçeri gel" dedi.. "kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir ceşme var..." Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip ordan içebilir mi?" Dede " Tabii..."dedi.. "ceşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın..." Bunun üzerine adam kapıdan girdi... biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. adam ceşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler... derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu: "Su için çok teşekkür ederim... peki burası neresi..?" Dede "Burası cennet" dedi.. bunu duyan adam şaşırdı: "Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..." Dede "şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi... "ama orası Cehennem..." Adam iyice şaşırmıştı: "Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??" Dede gülümsedi: "Kızmıyoruz..... çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar.... Mevzu-u Bahis Vatan ise Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|
| yasincavdar |
Mesaj Tarihi 27-09-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 264 Katılım Tarihi: 03/07/2008 |
teşekkürler hasan hocam paylaşimlar için.en sonncusu cok güzeldi.*clap*
yasin çavdar
|
|
|
|
| irfanhoca |
Mesaj Tarihi 28-10-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 621 Katılım Tarihi: 13/07/2008 |
Mehmet Akif her sabah namaz için Sultan Ahmet Camiir17;ne gelir.Her gelişinde de yaşlı bir adamın kendisinden önce gelmiş olduğunu görür.Ne kadar erken gelse bu durum değişmez.Yaşlı adam mutlaka camiye ondan önce gelmiş bulunur.Ancak bu yaşlı nur yüzlü adam hiç durmadan gözyaşı dökmektedir.Bundan sonrasını Mehmet Akif şöyle anlatıyor: Bu yaşlı insanın yanına bir gün sokuldum ve niçin durmadan ağladığını sordum ve ona Cenab-ı Hakkr17;ın rahmetinin enginliğini anlattım.Ama o yine ağlamasına devam etti.Bana: r0;Derdimi tazeleme,gitr1; dedi.Ben yine ısrar ettim.Çaresiz kaldı ve yine gözyaşları içinde bana şunları anlattı: r0;Benr1; dedi ,ikinci Abdülhamid zamanında binbaşıydım.Ailem çok zengindi.Ve ben bir subaydım, kışladan hiç ayrılamıyordum.Ancak bir gün anne ve babamın art arda vefat haberlerini aldım.Ailede benden başka da işlerimiz evirip çevirecek kimse yoktu.Çiftlikler, dükkanlar, mağazalar ortada kalmıştı.Hemen Sadarete bir dilekçe ile müracaat edip istifa etmek istediğimi bildirdim.Sadaretten gelen cevap olumsuzdu.İstifam kabul olunmamıştı.Ben ikinci ardından üçüncü bir müracatta daha bulundum.Ama her defasında aynı cevapla karşılaştım.Bunun üzerine Hünkarr17;a müracaata karar verdim.Bu kararımı sadarete bildirdim.İsteğim kabul edildi ve mabeyne alındım.Durumumu Hünkarr17;a vicahi olarak anlattım.Elimden geldiğince mazeretimin meşruluğunu ispata çalıştım.Hünkar istifa talebimden hoşlanmamıştı.Yüz ifadesinden bunu anlamak hiç de zor değildi.İsteksiz bir halde elinin tersiyle işaret etti: r0;Git, seni istifa ettikr1; dedi. Ben sevinerek huzurdan ayrıldım, eve döndüm.O gece rüya gördüm.Rüyamda Osmanlı ordusu tabur tabur bölük bölük geliyor ve Efendimiz (s.a.v)r17;e teftiş veriyordu. (Bu ordu idi ki kısa bir müddet sonra bütün cihana karşı kavga verecekti.Ve bu ordunun teftişini bizzat Efendimiz (s.a.v) yapıyordu.) Yanında Dört Büyük Halife olduğu halde Efendimiz (s.a.v) önünden geçen bölük ve taburları teftiş ederken, Or17;ndan bir adım geride edep ve terbiye içinde, boynu bükük halde Abdülhamid de bulunuyordu.Derken benim tabur geçmeye başladı.Ancak tabur dağınıktı.Başlarında kumanda yoktu.Efendimiz (s.a.v) bunu görünce Abdülhamid Cennet mekana: r0;Bu birliğin kumandanı nerede?r1; diye sordu.O da r0;Talebi üzerine istifa ettirdik.r1; Cevabını verdi.İşte o zaman Efendimiz (s.a.v), beni bütün bir ömür boyu ağlatan şu sözü söyledi: r0;Senin istifa ettirdiğini biz de istifa ettirdik.r1; Söyle, bunu duyduktan sonra ben ağlamayayım da kim ağlasın? Ve Mehmet Akif diyor ki:Yaşlı adam ağlamasına, inlemesine devam etti.Derdi çok büyüktü.Sessizce yanından uzaklaştım.Zaten başka yapabileceğim bir şey de yoktu.Zira bu pir-i fani ,tesellisini yine Efendimiz (s.a.v)r17;den bekliyordu.Kabul edildiği müjdesi gelmeden belli ki inlemesi dinmeyecekti. 54321 irfan yıldııız<*>
|
|
|
|
| ismail ozcan |
Mesaj Tarihi 31-10-2008
|
|
Takipçi ![]() Mesaj Sayısı: 35 Katılım Tarihi: 10/08/2008 |
*tup* |
|
|
|
| irfanhoca |
Mesaj Tarihi 17-12-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 621 Katılım Tarihi: 13/07/2008 |
ÖLÜM ; HER CANLININ SONU İNSANOĞLUNUN SON DURAĞI EN SON DURAĞIMIZ........ AZRAİL BİRGÜN BİZİMDE KAPIMIZI ÇALACAK GENÇ,YAŞLI DEMEDEN,ADRES SORMADAN.... ACİZLİĞİN ORTADA BİR BAKSANA KENDİ HALİNE BİR *****LIK CANIN VAR BAŞKA NEYİN ? ACİZSİN ACİZ........ SADECE PARAN OLDUMU GÜÇLÜYDÜN DÜNYADA PARAN OLMASA BİR HİÇ BİR DÜŞÜN..... NE GÖTÜRDÜ ORAYA GİDEN ? OYSAKİ DÜNYADA NELERİN OLDU NELERİN GÖRDÜN MÜ ACİZLİĞİNİ..... ORAYA SADECE BİR PARÇA BEZ GÖTÜREBİLDİN HANİ PARANIN AÇAMAYACAGI KAPI YOKTU ? SENİ ÖLÜMDEN KURTARAMIYOR , HADİ KURTARSIN DA GÖRELİM ÖNEMİ VAR MIYDI DÜNYALIKLARIN ? ASIL GERÇEK ORTADA BİRGÜN ÖLECEKSİN HAZIRLIGINI YAPTIN MI ? BAVULUNU HAZIRLADIN MI ? GÜLÜNÜ ZAMBAĞINI TOPLADIN MI ? AZRAİL KAPIYI ÇALMADAN, YOLCULUĞUN BAŞLAMADAN, ŞEYTANIN SUNDUĞU KADEHİ İÇMEDEN, O ISSIZ YERE GİRMEDEN, KARANLIKTA KALMADAN, YILANLARA,AKREPLERE YEM OLMADAN, BAŞLARI TAŞLARA VURMADAN, AH KEŞKE DEMEDEN, ANLAYALIM BU DÜNYANIN İMTİHAN YERİ OLDUĞUNU, SIGIN YÜCE ALLAHA O RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHA irfan yıldııız<*>
|
|
|
|
| sanko86 |
Mesaj Tarihi 18-12-2008
|
|
Site Admin ![]() Mesaj Sayısı: 752 Katılım Tarihi: 01/07/2008 |
Güzel paylaşım teşekkürler.
Balatlı Köyü Tanıtım Sitesine Hoşgeldiniz.
|
|
|
|
| Turkistan |
Mesaj Tarihi 18-12-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 449 Katılım Tarihi: 04/07/2008 |
İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar. Tabii insan kılığında. Akşam olmuş. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp; r0;Geceyi burada geçirebilirsinizr1; demişler. Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa. Duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek: r0;Niye yaptın bunu?r1; diye sormuş merakla. r0;Her şey her zaman göründüğü gibi değildirr1; demiş yaşlı melek yavaşça. Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın: r0;Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınızr1;demiş. r0;Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.r1; Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş. r0;Bunu nasıl yaparsın. Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar ineklerinin ölmesine göz yumdun?..r1; r0;Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlatr1; demiş, yaşlı melek gene. r0;Nasıl yani?r1; diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek. r0;Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlatr1; demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış. r0;İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hakketmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın. Mevzu-u Bahis Vatan ise Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|
| ismail ozcan |
Mesaj Tarihi 21-12-2008
|
|
Takipçi ![]() Mesaj Sayısı: 35 Katılım Tarihi: 10/08/2008 |
*helpless*bşımdan gecen kazadan sonra ilahi ikaz diyen dost bildiğimiz arkadaş h hcanın yazdığı negüzel örnek her işte hayır vardır vessalam |
|
|
|
| vatan40 |
Mesaj Tarihi 22-12-2008
|
|
Takipçi ![]() Mesaj Sayısı: 30 Katılım Tarihi: 18/07/2008 |
biz kime dostsak hala onlara dostuz .Biz size dosy dediysek daha ölene kadar dost deriz.Biz başkalrının lafına bakıpta kimseyi kırmaz kimseyi incitmeyiz.DOST DOSTLUKLA BELLİ OLUR.dAKİKADA KÜSÜLMEZ.bAŞKALARININ LAF GETİRMELERİ fırsat bilinip ağır laflar edilmez vesselam.Ben seni hala severim.ALLAH seni korusun vesselam |
|
|
|
| irfanhoca |
Mesaj Tarihi 28-12-2008
|
|
Moderatör ![]() Mesaj Sayısı: 621 Katılım Tarihi: 13/07/2008 |
Harun Reşit Veziri ile birlikte tedbili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer: - Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle? - Hurma fidanları dikiyorum. - Peki bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar? - Kim bilir belki on, belki yirmi sene sonra yetişir ve meyve vermeye başlar. - Peki onların meyvelerini görebilecekmisin? - Bu yaşlı halimle belki göremem. Ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Biz de bizden sonrakilerin istifadeleri için bu hurma fidanlarını dikiyoruz. Bu cevap Harun Reşidr17;in hoşuna gider ve bir kese altın verir. İhtiyar, Allahr17;a hamdeder ve: - Diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi. Bu söz üzerine Harun Reşid bir kese daha altın verir ve ihtiyar yine Allahr17;a hamdeder ve: - Herkesin diktiği meyve ağaçları yılda bir defa mahsül verir, benim diktiğim fidan hem hemen meyve verdi hemde senede iki defa ürün vermeye başladı. irfan yıldııız<*>
|
|
|
|
| samidayi |
Mesaj Tarihi 10-05-2009
|
|
Çalışkan ![]() Mesaj Sayısı: 98 Katılım Tarihi: 10/10/2008 |
Yavuzr17;un ölümü * Bir gün Yavuz çok sevdiği Hasan Canr17; a : r0;Bre Hasan dedi, arkamda bir diken var batar canımı acıtır.r1; Hasan Can padişahın sırtını açtığında henüz kızarmamış sert bir çıban gördü. Durumu padişaha anlattığında padişah sıkmasını istedi. Sıkıla sıkıla çıban kısa bir süre sonra büyüdü ve padişaha sızı vermeye başladı. Doktorlar bir türlü çare bulamı-yorlardı. Öleceği gün idi. Vücudu ateşler için de yanıyordu. Baş ucunda Kurr17;an okuyan Hasan Canr17;a: : -r0;Hasan Can Ne haldeyim nasılım? r1; Hasan Can yaşlı gözlerle : - Devletlim dedi. ALLAHr17;a kavuşmak zamanıdır. Ona teveccüh ediniz. Padişah gülümsedi. -r0;Ya bunca zamandır sen bizi kiminle sanıyordun? ALLAHr17;a teveccühümüzde bir kusur mu gördün?r1; dedi. (Tarih fıkraları syf.116) **Onlar veli insanlardı, yaptıkları işi ALLAH için yaparlar bir an bile olsun onu unutmazlar ve ona devamlı tesbih ederlerdi. Sefere giderlerken bile dillerinden zikir eksik olmazdı. Hatırlayan hatırlanır. Eğer insan her gün ALLAHr17;ı hatırlıyor ve emirlerini yerine getirmeye çalışıyorsa o en zor günde (kıyamet) ALLAH tarafından mutlaka cen-netle mükafatlandırılır. Gencligine güvenme ölen hep ihtiyarmi?
Iman iki esit parcadir.Yarisi sabir yarisi sükürdür. Öğüt olarak ölüm yeter. Gam çekmeye kabir yeter. Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür. Kalp kör olduktan sonra gözün görmesinde yarar yoktur. |
|
|
|
| Atlanılacak Forum: |






